DÖNGÜ
İnsanlar geç kalıyor farkında mısınız? Zamanı kovalama devri bitti, artık zaman bizi kovalıyor. O kadar hızlı akıp gidiyor ki değil mi? :) Hayır, aslında bizlere hızlı akıp gidiyor gibi geliyor. Çünkü zihnimiz dolu. Çünkü bir türlü olmasını istediğimiz hayata henüz atılamadık. Çünkü planlarımızı rayına oturtmaya çalışırken akıştan çıktık biz. Zaman akışından. Ve o ne yaptı? Ya da ne yapacak? Ben size söyleyeyim; müthiş bir yanılsamanın içine sokacak bizi. Hep şunu söyler halde insanlar "Okulumu tamamlayım, yetmedi bir de yüksek lisans yapayım, yurtdışına gideyim de kariyer hedefime ulaşayım sonra hayatı yaşamaya başlarım." Tahminen o kişinin hayat yaşamaya başlayacağı yaş 30 ve sonrası. Yanılsaması ise şu; hayatını gençken yaşamak istiyor bunun için hayatı kaçırıyor yıllar geçiyor, zaman onu kovalıyor (!) ve evet acı son. Beklediği an geldiğinde, bir de bakmış ki o artık genç değil. Başına dank etmesi ne kadar da yıllar almış oysa. O an ne kadar da geç kaldığını görmüş. Tam o an aslında zaman ne kadar da yavaş geçmiş ve o bunu değerlendirememiş. Neden!? Bu sorular bu düşünceler, sonrasında kişiyi derin bir sorguya sürükler. Sürükleyecek de, net."Ben bunu istemiyordum, ben bu hayatı istemiyordum, ben istediğimi yapmadım, içimden gelen meslek için çabalamadım, hayatta kalmak için çırpınırken ben kendi hayatımı kaçırdım!" bu pişmanlığın gençlik elden gittikten sonra gelmesi tam olarak neye yarar? Hayat suratına şunu tokat gibi çarpar "Yaşamak istediklerin ile yaptıkların aynı zamana ait değildi, beklettiklerinin zamanı şimdi değildi!" Ve inanın bu darbe ergenken ya da aşk acısı çekerken girilen o depresyonların ne kadar hafif olduğunu da suratınıza gerçekleri çarparak gösteren bir darbedir. Daha gerçek daha karamsar daha da çıkmazlı bir depresyona yol açacak bir darbedir. Yıllarımı ve zamanımı kaybettim derkenki içinde hissettiğin o geç kalınmışlık hissi..Bu da yetmez, kendini bulamamış ve hayatını kendi kimliği yolunda ilerletmemiş birine. Hayat bir darbe daha atmak ister o yıllarda. Ortaya bir de şu çıkar : Satürn döngüsü.. Karmalar.. Ödenecek borçlar.. Hafif mi atlatılır peki? En az zararla mı çıkılır enkazdan? Söz konusu Satürn ise çok da sanmam ben. Kısaca Satürn döngüsü nedir bahsedeyim, her birimizin doğduğumuz andaki gökyüzü konumları bizim kişisel doğum haritamızdır aslında ve Satürn gezegeni de haritamızda bir burçta ve belli bir açıda konumludur. 29-30 yılda bir Satürn aynı gezegene tekrar gelir. Ve bu da aslında bizlerin 29-30 yaşına tekabül eder. Karma gezegeni Satürn öğretmek üzerine görevlidir. Kişilerin olgunlaşma yaşı kendine gelme yaşı da bir nevi 29-30 yaş sonrasıdır. Aradaki bağlantı çok da şaşırtıcı olmadı. Çünkü Satürn bizlere her yaşımızda bir şeyler öğretir. Kendimizi görmemiz, bulmamız adına her sene karşımıza belirli olaylar çıkartır. Sen bunları görmezden gelirsen görmen için şiddetin dozunu arttırır. Yine mi görmezden geldin. İşte 29-30 yaş döngüsünde Satürn senin haritandaki Satürn ile kavuşunca daha da ağır darbelerle gelir sana. Sırf gör, akıllan ve ders al diye daha ağır olaylar yaşatır.Şimdi şunu soruyorum kendimize "Ben ne yaptım!? " sorusunu sormak için gerek var mı ağır olayları hayatımıza çağırmaya? Gerek var mı zorluğun en zorunda bu soru ile baş başa kalıp bir de geç kalınmışlığın pişmanlığı ile kendine yük üstüne yük bindirmeye psikolojik olarak? İnanın o zamanlarda yaşanacak depresyon öncekilere benzemez. Düşünün çok daha kendi içine kapanıksın dışarıya karşı çok daha dik durman gerekiyor sorumluluk alacağın bir hayatın (!) içindesin ve içsel olarak o dönem bir hiçsin. Ben yaşarım böyle bir iki yılım da böyle geçer diyen varsa kendi seçimi. Kendini ve hayatını şimdiden şekillendirip gençliğinin kıymeti ile rotayı belirleyip "yaşamaya başlamak" da kendi seçimi. İhtimaller biz seçelim diye vardır. Unutmadan; Satürn'ün yönettiği burç oğlak var ya; hah işte o depresyonu da temsil eder. :) Anlayın Satürn'ün hayatımızdaki ağırlığını ve seçin ihtimallerden birini!
Yorumlar
Yorum Gönder